Son Dakika Gelişmeleri
--:--:--

Ümit Özdağ: ”PKK için çıkarılan affa ‘evet’ diyenler Atatürk Cumhuriyeti’ni savunamazlar”

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, 16. Antalya Kitap Fuarı’nda düzenlenen söyleşide, iktidarın “Terörsüz Türkiye” süreci ve bu süreç kapsamında çıkarılan “çerçeve yasa”ya destek veren muhalefet partilerine tepki gösterdi. Özdağ, “Atatürk için özür dileyenler Atatürk Cumhuriyeti’ni savunamazlar. PKK için çıkarılan affa ‘evet’ diyenler Atatürk Cumhuriyeti’ni savunamazlar” dedi. 

0 Yorum Yapıldı
Bağlantı kopyalandı!
Ümit Özdağ: ”PKK için çıkarılan affa ‘evet’ diyenler Atatürk Cumhuriyeti’ni savunamazlar”

Haber: Batuhan Dükel / Kamera: Ünal Aydın 

(ANTALYA)- Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, 16. Antalya Kitap Fuarı’nda düzenlenen söyleşide, iktidarın “Terörsüz Türkiye” süreci ve bu süreç kapsamında çıkarılan “çerçeve yasa”ya destek veren muhalefet partilerine tepki gösterdi. Özdağ, “Atatürk için özür dileyenler Atatürk Cumhuriyeti’ni savunamazlar. PKK için çıkarılan affa ‘evet’ diyenler Atatürk Cumhuriyeti’ni savunamazlar” dedi. 

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, 16. Antalya Kitap Fuarı kapsamında düzenlenen “Ordu ve Siyaset” başlıklı söyleşiye katılarak “Ordu ve Siyaset: 1923-1960” adlı kitabını tanıttı. Özdağ, söyleşide Türkiye’nin eğitim sistemi, üniversitelerin durumu, uyuşturucu ve sanal kumar bağımlılığı, sığınmacılar, nüfus politikaları, ekonomi ve iktidarın “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırılan sürece ilişkin açıklamalarda bulundu.

Özdağ, söyleşi öncesinde kitap fuarını gezerek stantları ziyaret etti. Eski Özel Kuvvetler Komutanı emekli Korgeneral Engin Alan’ı kitaplarını imzaladığı stantta ziyaret eden Özdağ, ardından söyleşinin düzenlendiği salona geçti.

Özdağ, konuşmasının başında salondakilerden yaş gruplarına göre el kaldırmalarını istedi. Daha sonra salonda Suriyeli olup olmadığını soran Özdağ, Yeni Akit gazetesi üzerinden espri yaparak, “Şimdi yarın Akit’te yazar: ‘Ümit Özdağ, Antalya’da hemen sordu, okurlar arasında Suriyeli var mı diye.’ Keşke benim kitabımı okuyacak Suriyeli olsa. Döner Suriye’de, Şam’da üniversitede ders verir böylece” ifadelerini kullandı.

“ORDUNUN SİYASETE BAKIŞINI ANLAMAK BİR ZORUNLULUK”

Kitabının ortaya çıkış sürecini anlatan Özdağ, doktora ve doçentlik çalışmalarını birleştirdiğini belirterek, şunları söyledi:

“Yıllar sonra doktora ve doçentlik tezini birleştirdim ve 1923-1960 Türkiye’de Ordu Siyaset İlişkileri adlı kitap ortaya çıktı. Tabii Türkiye’de siyaseti, Cumhuriyet dönemi siyasetini anlamak açısından ordunun siyaset içerisindeki konumu ve ordunun siyasete bakışını anlamak bir zorunluluk. Bu anlamda benim çalışmam Atatürk ve İnönü döneminde hâlâ tek, nedense kimse daha sonra bu konuda yazmadı. 27 Mayıs’la ilgili doktora tez sayısı da hâlâ çok az. Yani bu kitap eğer Türk siyasi tarihiyle ilgileniyorsanız akademik anlamda okuma zorunluluğu doğuran bir kitap. Ama tekrar ediyorum, akademik anlamda ilgileniyorsanız okuma zorunluluğu doğuruyor.”

“İRAN ÜNİVERSİTELERİ BİZİM ÜNİVERSİTELERİMİZDEN ÖNDE”

Türkiye’deki üniversitelerin durumunu İran ile karşılaştıran Özdağ, İran’ın bilimsel araştırmalara verdiği öneme ilişkin geçmiş yıllardaki gözlemlerini anlattı. İran’daki mühendis sayısının Türkiye’den fazla olduğunu ve İran üniversitelerinin uluslararası standartlarda Türkiye’deki üniversitelerin önünde bulunduğunu savunan Özdağ, şöyle konuştu:

“Hani biz bazen böyle İran’ı küçümseriz. ‘İşte bir molla yönetimi var, dinci bir yönetim, bunlardan ne çıkar?’ falan diye. Ben bunu İran’a çok sık gidip gelen birisi olarak geçmişte, 90’lı yıllar ve 2000’lerin başında böyle olmadığını zaten biliyordum. Ve İran devletinin bilime ne kadar önem verdiğini yaşayarak görmüştüm. 1990’ların sonu, 2000’lerin başında Türk Dışişleri Bakanlığı’nın stratejik araştırma merkezi Gaziosmanpaşa’da bir apartman dairesiyken İran Dışişleri Bakanlığı’nın araştırma merkezi kampüstü. İçinde sauna, yüzme havuzu vardı. Dedim ki ‘Bu neye yarıyor, sauna ve yüzme havuzu?’ Bir uzman, ‘Sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur’ dedi. ‘Bizim analizcilerimiz rahat bir ortamda düşünebilmeli. Eğer kendisini rahatsız hissediyorsa gelir burada saunada ter atar. Ondan sonra yüzer.’

Bugün İran’daki mühendis sayısı bizden daha fazla. İran üniversiteleri bizim üniversitelerimizden uluslararası standartlarda çok net öndeler. Mühendislikler dahil. Ve İran süpersonik füze yapıyor, 4 bin kilometre uzaktaki Amerikan üslerini vuruyor. Ve Amerika, İsrail bütün güçleriyle İran’a saldırdılar ve yenemediler. Bilim böyle bir şey arkadaşlar.”

“ÜNİVERSİTELERİMİZİN KÖKTEN YENİDEN YAPILANMASI GEREKİYOR”

Askeri alanda teknolojinin önemine dikkati çeken Özdağ, bilimsel gelişmelerin gerisinde kalmanın ülkelerin geleceği açısından tehlike oluşturduğunu savundu. İkinci Dünya Savaşı’nda Almanya’nın askerî performansına rağmen savaşı kaybetmesini örnek gösteren Özdağ, şunları kaydetti:

“Bilimden koparsanız bunun sonu 21. yüzyılın paryaları olmak demek. İngiliz Genelkurmay Başkanı bundan 10 sene önce şöyle bir açıklama yapmıştı: ‘2030 yılında İngiliz ordusunun 90 bin askeri, 30 bin robotu olacak.’ Robot savaşçı yani. Ne kadar kahraman olursa olsun askeriniz veya ne kadar başarılı asker olursa olsun teknoloji karşısında bunun sınırları var. Mesela İkinci Dünya Savaşı’nın en başarılı askeri ve en başarılı genelkurmay başkanlığı, bu bilimsel bir tespittir ve herkesin üzerinde uzlaştığı tespittir. Hangi ülke? Almanya. Alman ordusu, Alman Genelkurmayı ve Alman askeri en yüksek performansı gösteren asker olarak tasdik edilir. Ama savaşı kaybetmişlerdir.

Askerinizin iyi olması, başarılı olması, kurmay şubelerinizin karşınızdaki teknolojik gücü yenebileceğiniz anlamına gelmiyor ve yeniliyorsunuz. Bilimde geri kalmak böyle bir şey. Onun için üniversitelerimizin kökten yeniden yapılanması gerekiyor. Bu Türkiye için bir hayatta kalma mevzusu, bir estetik ameliyat değil. Bu bir kalp ameliyatı. Bu bir beyinden ur aldırma ameliyatı arkadaşlar. Bunu gerçekleştirmek zorundayız.”

“EĞİTİM DEVLETİN VE MİLLETİN DEĞİL, HÜKÜMETİN İHTİYAÇLARINA GÖRE ŞEKİLLENDİRİLİYOR”

Ekonominin yeniden ayağa kaldırılması için hukuk devleti ilkesinin sağlanması ve eğitim sisteminin yeniden düzenlenmesi gerektiğini belirten Özdağ, üniversite sayısını ve yükseköğretim politikalarını eleştirdi. Türkiye’deki üniversite öğrencisi sayısının Almanya’ya göre üç kat fazla olduğunu öne süren Özdağ, şöyle konuştu:

“Ekonominin ayağa kalkması bizim için iki yoldan geçiyor. Bir, hukuk devletinin sağlanması yani herkesin anayasa önünde eşit olması. İki, eğitimin yeniden düzenlenmesi. Şimdi bakın arkadaşlar, Almanya’yla Türkiye’nin nüfusu eşit. Türkiye’de Almanya’ya göre üç kat fazla üniversite öğrencisi var. Bu doğru mu? Hayır, değil bu. Ne yazık ki çoğunuz okuduğunuz okullardan çıktığınız zaman okulda edinmiş olduğunuz bilginin karşılığı olan bir iş bulamayacaksınız. Çünkü eğitim buna göre şekillendirilmiyor.

Peki eğitim neye göre şekillendiriliyor? Eğitim Türkiye’de devletin ve milletin ihtiyaçlarına göre değil, hükümetin ihtiyaçlarına göre şekillendiriliyor ve ilçelerde fakülte açılıyor. Karadeniz’de uluslararası ilişkiler bölümü ilçede açılmış. Şimdi oradan çıkan bir çocuğun Dışişleri Bakanlığı’na girme şansı var mı? Yok. Yazık. Esnaf buradan alışveriş eder öğrenciler. Ondan sonra oranın insanları da evlerini kiraya verirler. Biz de çocuğu dört sene istihdam piyasalarından uzak tutarız. Böylece işsiz kategorisinde yer almaz. Çok yanlış bir şey.”

Atanamayan öğretmenler ile iş bulamayan ziraat mühendisleri ve veterinerlerin durumuna işaret eden Özdağ, “Peki bu onların suçu mu? Hayır, asla değil. Bu, bilim dışı bir eğitim sistemi düzenleyen ve o eğitim sisteminin de seviyesini düşüren iktidar politikalarının sonucu” dedi.

“BUGÜN DUYDUĞUNUZ ÜNİVERSİTELERİN BİRÇOĞU KAPANACAK”

Zafer Partisi’nin eğitim politikalarına ilişkin önerilerini de anlatan Özdağ, okul öncesi eğitimin yaygınlaştırılacağını, ilkokulun beş, ortaokulun üç yıl olacağını, liselerde ise mesleki eğitime ağırlık verileceğini söyledi.

Özdağ, şöyle devam etti:

“Anaokulu, yüzde 100 anaokullaşmayla başlayacağız. Ana sınıfı. İki, ilkokul tekrar beş sene olacak. Ortaokul üç sene, lise meslek lisesi ağırlıklı dört sene. Bugün duyduğunuz üniversitelerin birçoğu kapanacak. Üniversite ticarethane olmaktan çıkacak. Sınıf sayısı 20’yle sınırlanacak, 20 öğrenciyle ve bunun için de öğretmen sayısını artıracağız. Köy okullarını muhakkak açacağız. Bir tane öğrenci bile olsa orada muhakkak bir öğretmen olacak. Çünkü köy okulunu açmadan köye dönüşü sağlayamayız ve Türk tarımını tekrar ayağa kaldıramayız. Bunu yapmak zorundayız.”

“TÜRKİYE’DE 4 MİLYON UYUŞTURUCU, 2 MİLYON SANAL KUMAR BAĞIMLISI VAR”

Uyuşturucu ve sanal kumar bağımlılığına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Özdağ, Türkiye’de 4 milyon uyuşturucu, 2 milyon sanal kumar bağımlısı bulunduğunu öne sürdü. Bağımlılıkla mücadelenin yalnızca polisiye tedbirlerle yürütülemeyeceğini belirten Özdağ, mahalle spor kulüpleri kurulmasını önerdi. Özdağ, şunları söyledi:

“Bütün mahallelerde muhtarlıklarla eş güdüm halinde çalışan ve bakanlığa bağlı olacak, Spor Bakanlığı’na bağlı olacak, atanamayan öğretmenlerden seçeceğimiz, sporun başına onları getireceğimiz spor kulüpleri, mahalle spor kulüpleri kuracağız. Neden bunu istiyoruz? Çünkü Türkiye’de 4 milyon bağımlı birey var, uyuşturucu bağımlısı. 2 milyon da sanal kumar bağımlısı var. 6 milyon arkadaşlar. Korkunç bir rakam. Polisiye tedbirlerle başa çıkmak mümkün mü? Hayır, mümkün değil. Kısmen. Bunu aynı zamanda büyük bir eğitim programı haline getirmemiz lazım. Spor programı haline getirmemiz lazım. Ve cezaları artırmak, sınır güvenliğini sağlamak, bilgilendirmek ama aynı zamanda sporla gençliği savunmak, uyuşturucuya ve sanal kumar bağımlılığına karşı.”

“UYUŞTURUCU VE SANAL KUMAR ÇETELERİNİ TERÖR ÖRGÜTÜ İLAN EDECEĞİZ”

Antalya’da 12 yaşındaki çocukların uyuşturucu nedeniyle hastanelere getirildiğini ileri süren Özdağ, bağımlılık tedavisinin zorunlu hale getirilmesini savundu.

Özdağ, “Bugün Antalya’da devlet hastanesine 12 yaşındaki çocuklar gece uyuşturucu kriziyle getiriliyorlar. Herkes görmezlikten geliyor. Biz bunu görüyoruz ve söylüyoruz. Tedaviyi zorunlu hale getireceğiz. Bu insanlar ailelerine sağlıklı dönene kadar devletin kurduğu kamplara alınacak ve arındırılacak. Orada çalışacaklar, tabiatla iç içe olacaklar. Belki tarlayı sürecekler, ağaç dikecekler, ormanı temizleyecekler ama iyiden iyiye uyuşturucudan arınmadan topluma geri dönemeyecekler. Uyuşturucu ve sanal kumar çetelerini terör örgütü ilan edeceğiz ve onlara o hukuki muameleyi yapacağız” ifadelerini kullandı.

“VATTANDAŞLIK VERİLENLER HARİÇ 2 MİLYONUN ÜZERİNDE SURİYELİ TÜRKİYE’DE KALACAK”

Türkiye’deki Suriyelilerin durumuna ilişkin de konuşan Özdağ, hükümetin geri dönüş politikasından vazgeçtiğini ileri sürdü. Şam Büyükelçisi’nin Haziran 2026’da Türkiye’de 2 milyon 300 bin Suriyeli kaldığını açıkladığını belirten Özdağ, şöyle konuştu:

“Suriyelileri iç savaş ateşi içine atmak istiyor dediler. Savaş bitti, 2024 Aralık. Haziran 2026’da Şam Büyükelçisi açıklama yaptı. ‘Türkiye’de 2 milyon 300 bin Suriyeli kaldı. Artık geri dönme politikası izlemiyoruz. Onları entegre edeceğiz’ dedi. Yani Suriyeliler Türkiye’de kalıyorlar dedi. Ve bir ay, aşağı yukarı bir buçuk ay sonra, Temmuz’un 14’ünde de İçişleri Bakanı açıklama yaptı. Dedi ki ‘Suriyelilerin dönmeleri istenmiyor.’ Kim istemiyor acaba? Bize mi sordunuz? Demek ki 2 milyon 300 bin Suriyeli Türkiye’de kalacak. Yani vatandaşlık verecekler. Gelecek seçimlerde de oy kullanacaklar. 2023 seçimlerinde oy verenler hariç.”

Türkiye’deki Suriyeli nüfusunun açıklanan rakamlardan daha yüksek olduğunu savunan Özdağ, 2025 yılı Milli Eğitim Bakanlığı verilerine atıfta bulunarak şu ifadeleri kullandı:

“Peki gerçekten Türkiye’de 2 milyon 300 bin Suriyeli mi kaldı? Arkadaşlar, 2025 yılı Milli Eğitim Bakanlığı raporuna göre Türkiye’de anaokulu, ilkokul, ortaokul, lise ve üniversitede okuyan Suriyeli öğrenci sayısı 777 bin 445. Bir annesi olsa bir de babası olsa zaten 2 milyon 300 binin üzerine sadece bu rakam çıkıyor. Gitmeyenler de var. Ondan sonra yaşlı olanlar var, dedeler var. Yani 2 milyon 300 bin değil Türkiye’deki Suriyeli sayısı, daha fazla. Bunlar vatandaşlık almayanlar arkadaşlar. Vatandaşlık alanları bir tarafa koyun. Türkiye’ye küçük bir Balkan ulusu miktarında Suriyeli nüfusu ithal edildi. Durum bu. Onun için biz bunu söylerken şaka yapmıyorduk. Bu Türkiye’nin bütün dengelerini bozar, Türkiye’nin birliğini tehdit ederdi.”

“BUGÜNKÜ EĞİLİM DEVAM EDERSE 2100 YILINDA TÜRKİYE’DE 5 MİLYON İNSAN KALACAK”

Türkiye’deki doğurganlık oranlarının düşmesine de değinen Özdağ, nüfusun geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Özdağ, “Bizde 1,4’e düştü doğum oranları. 2,1’in altına düştüğünde nüfus azalıyor. Bugünkü eğilim devam ederse 2100 yılında Türkiye’de 5 milyon insan kalacak arkadaşlar. Onun için bizim parti olarak söylediğimiz ve sadece bizim söylediğimiz bu konu Türkiye’nin en önemli meselelerinden bir tanesi tartışmasız” dedi.

“TÜRKİYE ZENGİN BİR ÜLKE, TÜRK HALKI FAKİR”

Türkiye’nin ekonomik sorunlarına ve sanayide yaşanan gelişmelere ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Özdağ, Devlet Planlama Teşkilatı’nın yeniden kurulması gerektiğini söyledi. Özdağ, şöyle konuştu:

“Bizim yapacağımız bir tek Suriyelileri yollamak, Afganları vatanlarına yollamak değil, uyuşturucudan Türkiye’yi temizlemek, hukuk devletini tekrar kurmak, eğitim sistemini yeniden kurmak, Devlet Planlama Teşkilatı’nı kurmak ve Türkiye’yi sürdürülebilir planlı kalkınma ekonomisiyle yeniden üreten bir ülke haline getirmek. Türkiye’de sanayi işçi sayısını artırmak. Bakın sanayideki işçi sayımız azalıyor, fabrikalarımız kapanıyor arkadaşlar. Türk sanayisi yurt dışına gidiyor. AVM’ler, rezidanslar inşa ediyoruz ama fabrikalar inşa etmiyoruz. Fabrikalar boşalıyor ve ambara dönüyor. Böyle ayakta kalmamız mümkün değil. Bir felakete doğru gidiyoruz ülke olarak. Küçük bir grup var. Türkiye zengin bir ülke, Türk halkı fakir. Ama küçük bir grup her geçen gün daha zenginleşiyor.”

“BU KONUYU ARAŞTIRAN GAZETECİLER TUTUKLANIYOR AMA PARAYI GÖTÜRENLER İFADE VERİP GİDİYOR”

Son dönemde gündeme gelen fon soruşturmasına da değinen Özdağ, soruşturma sürecini ve iktidarın tutumunu eleştirdi. Özdağ, şunları kaydetti:

“Nasıl zenginleştiklerini son fon hadisesinden hep birlikte gördük değil mi arkadaşlar? Bak nasıl zenginleşiyorlar, nasıl bir soygun gerçekleşiyor. Ve bu göz göre göre oluyor. İstanbul Başsavcılığı Şubat 2025’te ilk uyarı yazısını yazıyor. Maliye Bakanı bir sene önce açıklama yapıyor, ‘Burada manipülasyon var’ diye. Devam ediyor, devam ediyor. Peki bugün geldiğimiz noktada her şey ortaya çıktı mı? Hayır, çıkmadı. Daha hiçbir şey bilmiyoruz. Öğrenecek miyiz ve bu iş çözülecek mi? Hayır, iktidarın buna niyetinin olmadığı anlaşılıyor. Yeni düzenleme çabaları, bu konuyu araştıran gazeteciler tutuklanıyor ya da ev hapsine çarptırılıyor ama parayı götürenler geliyorlar, ifade veriyorlar, gidiyorlar. Böyle bir zihniyet bu sorunu çözer mi? Hayır, çözmez. Bu ülke çok zengin bir ülke ama bu halk fakir. Neden? Bu soyguna muhatap olduğu için. Bu soygunu durdurmamız lazım ve çalınanları da Türk milletine iade etmemiz lazım.”

“PKK İÇİN ÇIKARILAN AFFA EVET DİYENLER ATATÜRK CUMHURİYETİ’Nİ SAVUNAMAZLAR”

İktidarın “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırdığı sürece ve bu kapsamda ortaya konan ”çerçeve yasa”ya ilişkin konuşan Özdağ, sürece destek veren muhalefet partilerini eleştirdi. Atatürk Cumhuriyeti’ni savunan siyasi partilere birlikte hareket etme çağrısında bulunan Özdağ, şunları söyledi:

“Ben biliyorum nasıl yapacağınızı. Bu sefer oyları bölmeyeceğiz, Zafer Partisi’nde birleştireceğiz. Atatürk için özür dileyenler Atatürk Cumhuriyeti’ni savunamazlar. PKK için çıkarılan affa evet diyenler Atatürk Cumhuriyeti’ni savunamazlar. Biz onun için herkese şu çağrıda bulunuyoruz. Türkiye’nin önünde iki tane proje var. Bunlardan bir tanesi Atatürk’ün kurduğu cumhuriyet, milli, üniter, laik Türkiye Cumhuriyeti. Öbürü de şimdi kurucu önder diye pazarladıkları Abdullah Öcalan’ın özerk bölgeli, çok dilli, çok uluslu ortaya attığı, bize de açılım, çerçeve diye yutturmaya çalıştıkları proje.

Ya Atatürk’ün yanındasındır ya da Öcalan’ın projesinin yanındasındır. Ben iki arada bir deredeyim diyorsan birlikte Atatürk Cumhuriyeti savunulmaz. Biz onun için Atatürk’ten taviz vermeden Atatürk Cumhuriyeti’ni savunan yurttaşları ve siyasi partileri birlikte hareket etmeye davet ediyoruz.”

“KEMAL KILIÇDAROĞLU İÇİN ERDOĞAN’DAN SONRA EN İYİ AKP’Lİ DEMİŞTİM”

Muhalefet partilerine yönelik geçmişte yaptığı eleştirilere de değinen Özdağ, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na ilişkin sözlerini hatırlattı.

Özdağ, “Bazen özellikle 2023 seçimlerinden önce ben iktidarda olmayan partileri eleştirdiğim zaman bana diyorlardı ki ‘Muhalefet muhalefeti eleştirmez.’ Ben de diyordum ki ‘Bunlar sarı muhalefet, sarı sendika gibi.’ Şimdi o zaman bana kızanlar benden özür diliyorlar, ‘Haklıymışsın’ diye. 2022’de Kemal Kılıçdaroğlu için ‘Erdoğan’dan sonra en iyi AKP’li’ demiştim. Doğru çıktı maalesef. Keşke öyle olmasaydı” diye konuştu.

“BU PROJEYE EVET DİYEN PARTİ DAM İTTİFAKI’NIN PARÇASIDIR”

Cumhur İttifakı’na yönelik eleştirilerini sürdüren Özdağ, DEM Parti’yi de ittifakın içerisinde değerlendirdiğini belirterek, “DAM İttifakı” ifadesini kullandı. Özdağ, şunları söyledi:

“Şimdi bakın iktidarın elinde bir proje var, Cumhur İttifakı’nın. Bu Cumhur İttifakı kimlerden oluşuyor bugün? MHP, AKP, DEM. Buna DAM İttifakı da diyebilirsiniz. Damdan düşecekler ama sonunda seçimler. Bunlar ortaya bir proje koyuyorlar. ‘Bizim büyük resmimiz bu’ diyorlar. Şimdi bir muhalefet partisiyse bir parti bu resme karşı çıkar. Eğer bir parti bu resme karşı çıkmıyor ve buna evet diyorsa DAM İttifakı’nın parçasıdır bizim için.

Buna karşı çıkmıyorsanız neye karşı çıkıyorsunuz, neye muhalefet ediyorsunuz diye soruyoruz biz de. Bu da doğru bir soru arkadaşlar. Siz de lütfen sorun. Türkiye’nin geleceği konusunda Bahçeli’nin, Erdoğan’ın, Öcalan’ın söylediklerini, Tuncer Bakırhan’ın söylediklerini esas alıyor ve ona onay veriyorsanız siz neye muhalefet ediyorsunuz? Biz bunu soruyoruz. Atatürk’e mi acaba? Onun için Atatürk’ün kurduğu cumhuriyet Atatürk’ten taviz verilerek savunulamaz.

Eğer derlerse ki ‘Ya biz yanlış yaptık, biz de Atatürk’ü tavizsiz savunacağız’, Atatürk’ü tavizsiz savunan herkesle el sıkışırız, kol kola gireriz. Ama Atatürk konusunda sağa sola gidenler, üzgünüz, biz taviz vermeyeceğiz.”

Özdağ, söyleşinin ardından okurlarının kitaplarını imzaladı ve katılımcılarla fotoğraf çektirdi.

Yorum Yap

Benzer Haberler
İYİ Parti Emek Çalıştayı… Ergün Atalay’dan fon krizi değerlendirmesi: “Bedeli ödenmeden, hesabı verilmeden kimse bu işlerin altından kalkamaz”
İYİ Parti Emek Çalıştayı… Ergün Atalay’dan fon krizi değerlendirmesi: “Bedeli ödenmeden, hesabı verilmeden kimse bu işlerin altından kalkamaz”
Tom Barrack ile Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin İstanbul’da bir araya geldi
Tom Barrack ile Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin İstanbul’da bir araya geldi
Ümit Özdağ: ”PKK için çıkarılan affa ‘evet’ diyenler Atatürk Cumhuriyeti’ni savunamazlar”
Ümit Özdağ: ”PKK için çıkarılan affa ‘evet’ diyenler Atatürk Cumhuriyeti’ni savunamazlar”
10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın 11’inci yılı… Sezgin Tanrıkulu: “Bir gün mutlaka gerçek faillerin hesabını soracağız”
10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın 11’inci yılı… Sezgin Tanrıkulu: “Bir gün mutlaka gerçek faillerin hesabını soracağız”
10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın 11’inci yılı… Mansur Yavaş: “103 vatandaşımızı rahmetle anıyorum”
10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın 11’inci yılı… Mansur Yavaş: “103 vatandaşımızı rahmetle anıyorum”
10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın 11’inci yılı… Kemal Kılıçdaroğlu: “Unutmadık, unutmayacağız”
10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın 11’inci yılı… Kemal Kılıçdaroğlu: “Unutmadık, unutmayacağız”
Kapadokya'nın Kapısından Güncel Manşetler
Aksaray Manşet

Aksaray Manşet, Kapadokya’nın kapısından yükselen güncel manşetleriyle Aksaray’da yaşanan gelişmeleri yakından takip eden, şehrin gündemini hızlı, tarafsız ve güvenilir şekilde okuyucularına sunan güncel bir haber platformudur.

2026 Aksaray Manşet © Tüm hakları saklıdır. Aksaray Manşet