CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, çerçeve yasa teklifine evet oyu vereceğini belirterek, “Bir siyasetçinin görevi nedir? Seçim bölgesindeki vatandaşın tepkilerine göre, istemlerine göre kendini şekillendirmesi değildir; ülkenin gerçeklerine göre seçmeni ikna edebilmesidir. Ben Elâzığ milletvekiliyim; Türkiye’nin en milliyetçi kenti. Ben eğer bu meseleyi bir devlet politikası değil de bir siyasi mesele olarak görseydim, inanın, dört milletvekilini de Elâzığ sokaklarında yürütmezdim. Ama mesele, benim oradaki siyasi varlığımı kalıcı hâle getirmek değil ki; mesele, devlet adına doğru bir yerde, doğru görev alabilmek” ifadesini kullandı.
Haber: Erva Gün – Berfin Bayır
(TBMM) – CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, çerçeve yasa teklifine evet oyu vereceğini belirterek, “Bir siyasetçinin görevi nedir? Seçim bölgesindeki vatandaşın tepkilerine göre, istemlerine göre kendini şekillendirmesi değildir; ülkenin gerçeklerine göre seçmeni ikna edebilmesidir. Ben Elâzığ milletvekiliyim; Türkiye’nin en milliyetçi kenti. Ben eğer bu meseleyi bir devlet politikası değil de bir siyasi mesele olarak görseydim, inanın, dört milletvekilini de Elâzığ sokaklarında yürütmezdim. Ama mesele, benim oradaki siyasi varlığımı kalıcı hâle getirmek değil ki; mesele, devlet adına doğru bir yerde, doğru görev alabilmek” ifadesini kullandı.
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Celal Adan başkanlığında toplandı. Genel Kurul’da “Terörsüz Türkiye” süreci kapsamında hazırlanan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’nin birinci bölümü görüşülmeye başlandı.
Teklifin geneli üzerine konuşmaların tamamlanmasının ardından İYİ Parti’nin kanun teklifinin açık oylama usulü ile oylanması için verdiği önerge yapılan elektronik oylamada kabul edildi. Oylamada 297 milletvekili oy kullandı, 269’si kabul ederken 28’i reddetti. Yapılan oylamanın ardından teklifin 1 ile 6’ncı maddelerini kapsayan ilk bölümün görüşmeleri başladı.
Birinci bölümün geneli üzerine söz alan Yeni Yol Grubu adına Ankara Milletvekili İdris Şahin, Türkiye’nin “samimiyet testine tabi tutulduğu tarihî bir imtihandan” geçtiğini belirterek, kanun teklifinin hukuk sisteminin geleceği ve toplumun adalet inancını doğrudan etkileyeceğini söyledi. Şahin, “Bugün milletimizin bütün unsurlarıyla ve siyaset kurumuyla birlikte samimiyet testine tabi tutulduğumuz tarihî bir imtihandan geçiyoruz. Önümüzdeki teklif, hukuk sistemimizin bugünüyle birlikte yarınını ve milletimizin vicdanındaki adalet inancını doğrudan şekillendirecek nihai bir karardır. Yıllardır ceza hukukuyla hemhâl olan ve benzer süreçlerin mutfağında bizzat bulunmuş biri olarak açıkça ifade etmek istiyorum; en büyük tehlike iyi niyetin hukukun yerine geçebileceği illüzyonuna kapılmaktır” diye konuştu.
İyi niyetin hukuk kurallarının yerine geçmemesi gerektiğini vurgulayan Şahin, “Halis niyetler yetmez” dedi. Şahin, “Hüsnüniyetle yola çıkıp hukukun sınırlarını yıkarsanız günün sonunda ulaşacağınız yer vadedilen barış değil, kalıcı bir kaos ortamı olur” ifadelerini kullandı.
Terörün sona ermesini ve silahların bir daha kullanılmamak üzere gömülmesini istediklerini belirten Şahin, toplumsal huzurun Anayasa’nın hükümlerine bağlı kalınarak sağlanabileceğini söyleyerek “Biz, terörün bitmesini, silahların ebediyen gömülmesini, annelerin gözyaşının dindiği bir Türkiye’yi elbette istiyoruz ancak kalıcı toplumsal huzur, Anayasa’yı teğet geçerek değil, Anayasa’nın amir hükümlerine sıkı sıkıya sarılarak tesis edilebilir” dedi.
İYİ PARTİLİ OLGUN: TEKLİF CİDDİ BİR USUL VE MEŞRUİYET TARTIŞMASIYLA MALUL
İYİ Parti Afyonkarahisar Milletvekili Hakan Şeref Olgun, teklifin adının “çerçeve” olmasına rağmen terörle mücadele, şehitler ve gaziler ile Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısını ilgilendiren tarihi bir meseleyle karşı karşıya olduklarını söyledi. Olgun, milletvekillerine çağrıda bulunarak “Adı her ne kadar ‘çerçeve’ olsa da önümüzde kırk yılı aşkın terörle mücadeleyi, binlerce şehidimizin mukaddes hatırasını, gazilerimizin fedakârlığını ve Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısını doğrudan doğruya ilgilendiren tarihî bir mesele vardır. Bu nedenle, bugün burada herkes ‘evet’ ya da ‘hayır’ demeden önce şapkasını önüne koymalı, vicdanıyla baş başa kalmalı ve vereceği oyun hesabını iyi yapmalıdır çünkü bazı oylamalar tarihe yazılır” dedi.
Teklifin milletvekillerine metni gösterilmeden imzalatıldığını savunan Olgun, bunun ciddi bir “usul ve meşruiyet tartışması” yarattığını ifade etti. Olgun, Komisyon görüşmelerinde teklifin usule, Anayasa’ya ve hukuk devleti ilkesine aykırılıklarını dile getirdiklerini belirterek, sorularına tatmin edici hukuki gerekçeler verilmediğini söyledi. Olgun, şöyle konuştu:
“Komisyon görüşmelerinde 17 saat boyunca teklifin usule, Anayasa’ya ve hukuk devleti ilkesine aykırılıklarını tek tek anlattık. Sorduğumuz hiçbir soruya tatmin edici hukuki gerekçeler duyamadık. Buradan tekrar soruyorum: Ne bu acele, nedir bu telaş, nereye yetişiyorsunuz, bu teklif birkaç gün daha beklerse ne olacak? Milletvekilleri Komisyon tutanaklarını okursa, hukukçuların itirazlarını dinlerse, şehit ailelerinin ve gazilerimizin sesine kulak verirse hangi hesap bozulacak? Birilerine verilmiş bir söz mü var, yerine getirilmesi gereken bir taahhüt mü var?”
OLGUN’DAN KOMİSYON’DAKİ “SAYIN” HİTABINA TEPKİ
Olgun, Komisyon çalışmaları sırasında yaşanan başka bir olaya da dikkat çekerek, terör örgütü elebaşına “sayın” denilerek teşekkür edildiğini ve buna karşı kendileri dışında itiraz gelmediğini söyledi. Bu konunun Meclis tutanaklarına geçirilmesini istediğini belirten Olgun, “Sayın Başkan, Komisyon çalışmaları sırasında yaşanan bir başka hadiseyse bu sürecin geldiği noktayı bütün çıplaklığıyla göstermiştir. Terör örgütü elebaşına ‘sayın’ denilerek teşekkür edilirken biz hariç herkes sustu. Yıllarca ‘terörle mücadele, millî birlik, beka’ diyenlerden de ‘Atatürk’ün partisiyiz.’ diyerek siyaset yapanlardan da beklenen itiraz gelmedi; bunu özellikle Meclis tutanaklarına geçirmek istiyorum” ifadelerini kullandı.
CHP’Lİ EROL: GÜVENLİK POLİTİKALARININ HEPSİ DENENDİ
2017 yılında terör örgütlerinin kendisi hakkında infaz kararı verdiğini belirten CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, büyük dedesi olan 1’inci Dönem Milletvekili Diyap Ağa’nın 3 Kasım 1922’de TBMM kürsüsünden yaptığı, “Hepimiz biliyoruz ki ve söylüyoruz ki dinimiz, diyanetimiz, aslımız ve neslimiz hep birdir. Bizim içimizde ayrılık gayrılık yoktur. İsmimiz de dinimiz de Allah’ımız da birdir. Bizim aramızda ayrılık gayrılık yoktur; hep biriz, kardeşiz. Türklük ve Kürtlük üzerine birbirimize düşmanlık üretilemez, hepimiz aynı milletin evladıyız” dediğini anımsatarak, Diyap Ağa ile aynı noktada olduğunu ifade etti.
Erol, şunları kaydetti:
“Terörle mücadele güvenlik güçlerinin işidir ama terörizmle mücadele Türkiye Büyük Millet Meclisinin görevidir. Terörle mücadeleyle ilgili bugüne kadar kamu bütçesinden toplamda 2,3 trilyon para harcadık. Bu 2,3 trilyon doların bu ülkede yatırıma, eğitime, teşvike, kalkınmaya dönüştürüldüğünü düşünün, bu ülke belki de Avrupa’nın en güçlü ülkelerinden biri olacaktı. Çünkü güvenlik politikaların hepsi denendi. Güvenlik güçleriyle yaptığınız, aldığınız önlemler terörle mücadeledir ama siz terörün gerekçelerini yok etmediğiniz sürece terörizmle mücadele edemezsiniz. Mecliste görüşülen bu kanun terörizmle mücadeledir, teröristle değildir. Güvenlik politikamız bir parti politikası olmamalı, bir devlet politikası olmalı.
Devlet tabii ki kendine göre riskleri görür, analiz eder, ona yönelik strateji geliştirir ve önceden önlem alır. Bir tarafta Amerika-İran savaşı, bir tarafta Orta Doğu’daki sınırların değişme riski, İsrail’in yayılma politikası, Rusya-Ukrayna savaşı, Kıbrıs meselesi, Ege’de Yunan adalarının silahlanması; bunların her biri bizim için kısa vadede olmasa bile, uzun vadede güvenlik riski. Bir siyasetçinin görevi nedir? Seçim bölgesindeki vatandaşın tepkilerine göre, istemlerine göre kendini şekillendirmesi değildir; ülkenin gerçeklerine göre seçmeni ikna edebilmesidir. Ben Elâzığ milletvekiliyim; Türkiye’nin en milliyetçi kenti. Ben eğer bu meseleyi bir devlet politikası değil de bir siyasi mesele olarak görseydim, inanın, dört milletvekilini de Elâzığ sokaklarında yürütmezdim. Ama mesele, benim oradaki siyasi varlığımı kalıcı hâle getirmek değil ki; mesele, devlet adına doğru bir yerde, doğru görev alabilmek.
“BU BAYRAK HEPİMİZİN”
Devlet adına, ülke adına, güvenlik adına, milli duruş adına eğer bir duruş gösterilecekse, bunu siyaseten değerlendirmememiz lazım. Bu ülkenin menfaati, yurttaşlarımızın can güvenliği, üniter devlet yapımız, cumhuriyetimiz, devletimizin varlığı, devamlılığı, kriterlerimiz ve değerlerimiz bunlar olmalı diye düşünüyorum. Bu ülke hepimizin, bu ülke AK Parti’nin değil, AK Parti devlet de değil. Bu vatan hepimizin, bu bayrak hepimizin, bu millet hepimizin. Bu kanuna ben, bu kadar riskleri alan, bölgede devletçi diye tanınan, terör örgütlerine meydan okuyan bir milletvekili olarak, devlet bekası ve devlet meselesi olarak gördüğüm için evet oyu kullanacağım.”
AK PARTİLİ YAYMAN: ŞİMDİ DAHA İLERİ GİTME ZAMANIDIR
AK Parti Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman, bu meseleye ilişkin söylenmemiş söz ve kurulmamış cümle kalmadığını belirterek, Türkiye’nin yeni bir dönemin eşiğinde olduğunu söyledi. Yayman, “Bu meselede söylenmemiş hiçbir söz kalmamıştır, kurulmamış hiçbir cümle kalmamıştır. Dolayısıyla artık yeni bir dönemin eşiğindeyiz. Paradigma değişmiştir. Türkiye Yüzyılı’nın başlangıcında Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu cumhuriyetimizin 2’nci yüzyılına başlarken artık bu meseleyi, terörün son bulması, örgütün feshedilmesi meselesini ele almak durumundayız” dedi.
Yayman, konuşmasında David Hume’a atfedilen, “Eğer burada durup daha ileri gitmeyeceksek niçin buraya kadar geldik?” sözünü hatırlatarak “Şimdi daha ileri gitme zamanıdır. Yapılamaz denen işler yapılmıştır; Komisyonun kurulması çok önemlidir, kurulmuştur; Komisyonun adaya gitmesi önemlidir, yapılmıştır; Komisyonun rapor yazması önemlidir, rapor yazılmıştır ve bu yasa teklifinin hazırlanması çok önemlidir, bu hazırlanmıştır” diye konuştu.
TBMM’nin söz konusu süreçteki çalışmalarının Meclisin sorun çözme kapasitesini ortaya koyduğunu belirten Yayman, “İşte, bu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin sorun çözme kapasitesinin, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Türkiye Cumhuriyeti devletine karşı siyonist emperyalistler tarafından kurulan sinsi tuzaklarını boşa çıkarma hamlesidir ve Türkiye Büyük Millet Meclisi tarihinin en önemli çalışmalarından birini yerine getirmektedir” dedi.
İYİ PARTİLİ YALDIR’DAN CHP’YE VE MHP’YE TEPKİ
Gruplar adına konuşmaların ardından teklif üzerine şahıslar adına milletvekilleri değerlendirmelerde bulundu.
İYİ Parti Aksaray Milletvekili Turan Yaldır, teklife yönelik eleştirilerde bulunarak, “Ey aziz milletim, memleketin onca sorununda bir araya gelemeyen AK Parti, eski CHP, yeni CHP, MHP ve DEM bir araya geldi. Peki, ne için? Binlerce terör suçlusuna af ve tahliye yolu açacak düzenleme için. Gör bunları ey Türk milleti gör; kimlerin kimlerle ve ne için yan yana geldiğini gör yüce milletim, bu ittifakın adını da sen koy ey yüce Türk milleti” dedi.
Konuşmasında CHP’yi hedef alan Yaldır, “Soruyorum eski ve yeni CHP’ye: ‘Atatürk’ün partisiyiz’ diyorsunuz ya bu sizin Atatürkçülüğünüz? Hem teröriste af kapısı açacaksınız hem de Atatürk’ün mirasından söz edeceksiniz. Sizler Gazi Mustafa Kemal’in kemiklerini sızlattınız” değerlendirmesinde bulundu. Eski partisi MHP’ye de seslenen Yaldır, “Ey ilk göz ağrımız, ey gönül yaramız, ey kara sevdamız, değer mi? Başbuğ Alparslan Türkeş’in ömrünü adadığı Türk milliyetçiliği davasına bu yakışır mı?” ifadesini kullandı.
Yaldır, ayrıca konuşmasında milletvekillerine yönelik, “Türk milletinin helal oylarıyla seçilmiş milletvekillerisiniz, partilerinizin talimatlarından önce vicdanınızın sesini dinleyin çünkü gün gelir siyasi şartlar değişir, partiler değişir, ittifaklar değişir, makamlar ve koltuklar değişir, tarih kimin nerede durduğunu yazar, o gün geldiğinde ‘Siyaseten susmamız gerekiyordu’ diyemezsiniz. Gelin, bu vebale ortak olmayın” çağrısında bulundu.
AK PARTİLİ YAZICI: BİZİM MAYAMIZ KARDEŞLİKTİR, BİZİM HARCIMIZ DAYANIŞMADIR
AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Cevahir Asuman Yazıcı, Türkiye’nin dört bir yanındaki vatandaşların aynı güveni hissetmesi gerektiğini söyleyerek, “Edirne’den, Hakkâri’ye, Sinop’tan Hatay’a, Şanlıurfa’dan İstanbul’a kadar her vatandaşımızın aynı güvenle ‘Bu vatan benim vatanım, bu devlet benim devletim, bu gelecek benim geleceğim’ diyebildiği bir Türkiye istiyoruz. Cumhuriyetimizin 2’nci yüzyılına yakışan Türkiye budur. Daha güçlü bir demokrasi, daha güçlü bir hukuk devleti, daha büyük bir kalkınma, daha sağlam bir kardeşlik” dedi.
Tarihsel birlikteliğe ve ortak geleceğe değinen Yazıcı, “Biz yüzyıllardır ne zaman büyük bir imtihanla karşı karşıya gelsek omuz omuza verdik, aynı istikamete yürüdük, aynı geleceği savunduk. O yürüyüşte kaderlerimiz hiç ayrışmadı. Bizim mayamız kardeşliktir, bizim harcımız dayanışmadır, bizim ortak çatımız Türkiye Cumhuriyeti’dir” ifadesini kullandı.
Önlerinde yeni bir sayfa olduğunu vurgulayan Yazıcı, “Şimdi önümüzde yeni bir sayfa var. Bu sayfaya ne yazılacağına biz karar vereceğiz. Geçmişin karanlığını mı büyüteceğiz, geleceğin ışığını mı? Türkiye’nin dününü acılar yazmış olabilir ama Türkiye’nin yarınını bizler yazacağız, birlikte yazacağız, kardeşlikle yazacağız; hukukla, demokrasiyle, milletimizin iradesiyle yazacağız ve o yarının adı terörsüz Türkiye olacak” değerlendirmesinde bulundu.
Gruplar ve şahıslar adına yapılan konuşmaların ardından ilk bölümde yer alan maddelerin görüşmelerine geçildi.
Aksaray Manşet, Kapadokya’nın kapısından yükselen güncel manşetleriyle Aksaray’da yaşanan gelişmeleri yakından takip eden, şehrin gündemini hızlı, tarafsız ve güvenilir şekilde okuyucularına sunan güncel bir haber platformudur.
Yorum Yap